23 Eylül 2011 Cuma

Hafızasız Sosyal Medyanın Hafızasız, Postmodern İnsanları!

Son birkaç yılda dünyamıza giren sosyal medyanın değişik versiyonları neredeyse onbeş-yirmi kaleme ulaştı. Ciddi bir zaman ve emek isteyen bu platformların, çağın, beton binalar içerisine tıkılmış iletişim fakiri insanı için bir tür nefes alma aracı olduğu kesin. Diğer yandan, bu platformlar postmodern çağımızın belki de en demokratik kamusal alanları aynı zamanda. Suç teşkil etmemek kaydıyla, ortaya koyduğunuz her türlü fikir, düşünemediğiniz düzeyde bir yayılım ve etki yaratma potansiyeline sahip. Dolayısıyla, toplumun, mevcut otoritelerin yönelimlerini de belirleme gücü de söz konusu.

Tüm bu "şahane" özelliklerine rağmen, sosyal medya enstümanlarının hafıza kaygısı yok. En popüler olanlarından facebook ve twitter'ı ele alalım: Görsel paylaşımlar arşivi (fotoğraf, video) her ikisinde de kolayca ulaşılabilir durumda olmasına rağmen anlık durum değerlendirmeleri ya da metin paylaşımları için bunu söyleyemiyoruz. Ne facebook ne de twitter size bir arşiv seçeneği sunmuş değiller. Diyelim bugün, altı ay önce facebook'ta  herhangi bir sıcak mesele üzerine yazdığınız düşüncelerinize dönüp bakmak istediniz... Yapmanız gereken sayfalarca geri gidip, aradığınızı  gözünüzle tek tek kontrol etmek. Aynı şey twitter için de geçerli.  İşleminin zaman hırsızlığı  ve usandırıcılığı kullanıcıyı doğrudan hafızasızlığa teşvik etmekte...

İnsan biraz düşününce, aklına şu soru geliveriyor:  Arşiv erişimi sağlamamakla, popüler sosyal medya yaratıcıları, anlık hafızayı yüceltip, uzak hafızayı yok sayan bir kullanıcı prototipi mi kurguladılar? Esasen bu soru "çağın ruhu"nu da hesaba kattığınızda, hiç de öyle salt spekülasyon olarak gözükmüyor... Malum, yaşadığımız postmodern-kapitalist çağ, doğrudan "tüket-at felsefesizliğiyle" hayat bulmakta. Dolayısıyla sosyal medyanın, çağın kapitalist otoritelerine hizmet etmesi tuhaf durmuyor.

"Tüket-at felsefesizliği" kanımca bir bütündür. Kuvvetle muhtemeldir ki en seri "tüketip atanlar", en az düşünenlerdir. Az düşünmenin birinci koşulu hedonizme teslim olup, "anı yaşamak"tır. Sürekli haz bekçiliği yapıp, kendini tatmin yolları arayan "çağın insanı"nın, eski defterleri karıştırma, geçmişe; sıkı bir tarihe sahip olma derdi de lamaz. Böylelikle, derinlikli düşünceler de üretemez. Dolayısıyla arşivsiz bir sosyal paylaşım ağı onlara "uyar!"

Peki, bu durumdan şikayetçi olan, "tüket-at, anı yaşa" mottosunu protesto eden muhtemel-mutsuz azınlık ne yapmalı? Fikrimce, üç ayrı adım atılabilir: ilki, mevcut firmalar üzerinde sosyal medya yoluyla baskı oluşturup, arşiv mekanizmasının hayata geçirilmesini sağlamak. İkincisi, emek edip, kendimize ait hesabın farklı bir dijital ortamda arşivini oluşturmak. Son olarak ve belki en anlamlısı, Türk enformasyon teknolojisinden, müşteri prototipini yerel, kültürel kodlarla oluşturulmuş sosyal paylaşım siteleri kurmalarını istemek...

2 yorum:

Sadi-i Şirazi dedi ki...

3. paragraf, biraz sansasyonel olmuş. Gerisi güzel.

sonnur dedi ki...

eyvallah.. "spekülatif" demek istediniz galiba :)
teşekkürler..